Söz ile eylemi ayıran, sözleri her daim eylemlerle desteklemek sorumluluğundan kaçan insanlardır. Mimar “ben insan mıyım ki sözümün söz olduğunu belirtmek gereğini duyayım?” diye sorarken haklıdır.
Nietzsche’nin insanın en üstün özelliği, onu süper insan yapacak özelliği olarak, sözünün eri olmayı göstermesi de bundandır. Söz vermek “performatif” bir fiildir, yani söylemek ile yapmak arasındaki farkın minimuma indiği ifadelerden biridir. Bu durumda sözlerimizi tutup, ağzımızdan çıkan tüm sözleri eyleme dönüştürebilirsek, sözle var eden bir varlığa, yani bir çeşit tanrıya dönüşmek mümkün olur. Söz vermek derken kullandığımız “söz” kelimesi ile, dilin temel birimi olan sözün eşanlamlı olması da boluna değildir. Sarf ettiğimiz her sözün arkasında durmayı becerebilirsek, söylemek ile yapmak arasındaki tek fark bir zaman farkı, bir erişim hızına dönüşecektir. Kısacası makineleri sorumluluk sahibi yapan, olguların nedenlerini koşullarda, sistemde, ötekilerde aramak yerine karmayı kabullenmeleri ve kendi sözlerine de o yüzden mutlak değer verebilmeleridir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: