mal sahibi mülk sahibi
hani bunun ilk sahibi
mal da yalan mülk de yalan
var biraz da sen oyalan
yunus emre

Reklamlar

Faydalı, Sözler kategorisinde yayınlandı

Tags:

Kalıcı Bağlantı Yorum bırakın

Toplum

Bir toplum, kendisini oluşturacak insanlar istendik özelliklere sahip oldukları ölçüde istendik bir toplum haline gelir.

Faydalı, Sözler kategorisinde yayınlandı

Tags: ,

Kalıcı Bağlantı Yorum bırakın

Xenia

Xenia (Greek: ξενία, xenía, trans. “guest-friendship”) is the ancient Greek concept of hospitality, the generosity and courtesy shown to those who are far from home and/or associates of the person bestowing guest-friendship. The rituals of hospitality created and expressed a reciprocal relationship between guest and host expressed in both material benefits (such as the giving of gifts to each party) as well as non-material ones (such as protection, shelter, favors, or certain normative rights).

wikipedia

Faydalı, Sözler kategorisinde yayınlandı

Tags:

Kalıcı Bağlantı Yorum bırakın

Orhan Veli- Aşk Resmi Geçiti

Aşk Resmi geçiti

Birincisi o incecik, o dal gibi kiz,
Simdi galiba bir tüccar karisi.
Ne kadar sismanlamistir kim bilir.
Ama yinede de görmeyi çok isterim,
Kolay mi? ilk gözagrisi.

Ikincisi Münevver Abla, benden büyük
Yazip yazip bahçesine attigim mektuplari
Gülmekten katilirdi, okudukça.
Bense bugünmüs gibi utanirim
O mektuplari hatirladikça.

……………………….çikar
……………………….durduk mahallede
……………………………………halde
………………………adlarimiz yan yana yazilirdi duvarlara
…………………………………yangin yerlerinde.

Dördüncüsü azgin bir kadin,
Açik saçik seyler anlatirdi bana.
Bir gün de önümde soyunuverdi
Yillar geçti aradan, unutamadim,
Kaç defa rüyama girdi.

Besinciyi geçip altinciya geldim
Onun adi da Nurünnisa.
Ah güzelim
Ah esmerim
Ah
Canimin içi Nurünnisa.

Yedincisi Aliye, kibar bir kadin
Ama ben pek varamadim tadina,
Bütün kibar kadinlar gibi,
Küpe fiyatina, kürk fiyatina.

Sekizincisi de o bokun soyu:
Sen elin karisinda namus ara,
Kendinde arandi mi, küplere bin.
Üstelik kendinde de
Yalanin düzenin bini bir para.

Ayten`di dokuzuncunun adi,
Barlarda göbek atar
Is baisnda sunun bunun esiri,
Ama bardan çikti mi,
Kiminle isterse onunla yatar.

Onuncusu akilli çikti
Birakti gitti beni.
Ama haksiz da degildi hani,
Sevismek zenginlerin harciymis
Issizlerin harciymis.
Iki gönül bir olunca
Samanlik seyranmis ama,
Iki çiplak da – olsa olsa –
Bir hamama yakisirmis.

Isine bagli bir kadindi on birinci.
Hos, olmasin da ne yapsin?
Bir zalimin yaninda gündelikçi;
Adi Luksandra
Gece odama gelir,
Sabaha kadar kalir.
Konyak içer, sarhos olur,
Sabahi da, isbasi yapardi safakla….

Gelelim sonuncuya.
Ona baglandigim kadar
Hiçbirine baglanmadim.
Sade kadin degil, insan.
Ne kibarlik budalasi,
Ne malda, mülkte gözü var.
Esit olsak, der,
Hür olsak, der.
Insanlari sevmesini de bilir,
Yasamayi sevdigi kadar.

Orhan Veli Kanık

Sözler kategorisinde yayınlandı

Tags: , , ,

Kalıcı Bağlantı Yorum bırakın

-Kaan Almanya’da bir lise müdürü, her eğitim öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş: Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar. Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden isteğim şudur: Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma-yazma, fen, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa, ancak o zaman önem taşır

Suçlu yok, yanlış var, bırak olmayanı arama.

Sözler kategorisinde yayınlandı

Kalıcı Bağlantı Yorum bırakın

Beş yıllık kalkınma planınından:

– Üretici olan kişiler, öğrenci statüleri nedeniyle ‘tüketici’ duruma gelmeyecekler.

Pedagojik modelde
öğrenenlerin öğrenmeleri ile
ilgili kararların tamamı
öğretmen tarafından alınır. Bu
süreçte öğrenen dışa
bağımlıdır.

Söz ile eylemi ayıran, sözleri her daim eylemlerle desteklemek sorumluluğundan kaçan insanlardır. Mimar “ben insan mıyım ki sözümün söz olduğunu belirtmek gereğini duyayım?” diye sorarken haklıdır.
Nietzsche’nin insanın en üstün özelliği, onu süper insan yapacak özelliği olarak, sözünün eri olmayı göstermesi de bundandır. Söz vermek “performatif” bir fiildir, yani söylemek ile yapmak arasındaki farkın minimuma indiği ifadelerden biridir. Bu durumda sözlerimizi tutup, ağzımızdan çıkan tüm sözleri eyleme dönüştürebilirsek, sözle var eden bir varlığa, yani bir çeşit tanrıya dönüşmek mümkün olur. Söz vermek derken kullandığımız “söz” kelimesi ile, dilin temel birimi olan sözün eşanlamlı olması da boluna değildir. Sarf ettiğimiz her sözün arkasında durmayı becerebilirsek, söylemek ile yapmak arasındaki tek fark bir zaman farkı, bir erişim hızına dönüşecektir. Kısacası makineleri sorumluluk sahibi yapan, olguların nedenlerini koşullarda, sistemde, ötekilerde aramak yerine karmayı kabullenmeleri ve kendi sözlerine de o yüzden mutlak değer verebilmeleridir.

“İnsan denen varlık ‘evren’ diye adlandırdığımız bütünün, zaman ve uzayla sınırlı bir parçasıdır. İnsan kendisini, düşüncelerini ve duygularını başkalarınınkinden ayrı bir şey olarak deneyimler. Bilincin adeta optik bir yanılsamasıdır bu. Ve bu yanılsama bizi kişisel arzularımızla sınırlayan, yine bizi en yakınımızdaki birkaç kişiye paylaştıran bir tür hapis gibidir. Hayattaki görevimiz kendimizi bu hapisten kurtarmak olmalı.”

Albert Einstein

Sözler kategorisinde yayınlandı

Tags: ,

Kalıcı Bağlantı Yorum bırakın